Aralık 2009
Öyle kolay bir sanat değildir uyumak. Onun uğruna bütün gün uyanık durmak...
– Friedrich NIETZSCHE (via felsefi) (via leggerezza)
where is santa?
bahar geldi, ne garip
çok kızgınım size →
inanmak
herşey inanmakla başlıyor. inanmak da istemek ile, daha iyi, mutlu ve belki de doğru olanı istemek ve buna inanmak ile. o yüzden ‘inanmak’ hakkında konuşurken bunun bireysel, varoluşsal bir ihtiyaç olduğunu göz ardı etmememiz gerek. pek çok tezahürü var tabi bu varoluşun; dinsel olabildiği gibi toplumsal yaşayış düzeyinde de olabiliyor, zaten tüm -izm le biten düşünce yapıları hem...
gulyabani diye bir şey yoktur ama olabilir de
why so serious, be an agnostic!
white knights appear
silhouetted against the dark
in the battle of bannockburn
the table turns
few knights appear
but masters of the fight
in the battle of bannockburn
the table turns
eve of destruction
skype’ın xp versiyonunu görünce ne kadar şaşırdığımı anlatsam da inanmazsınız
regina spektor benim amca kızım olsa, hafta sonları buluşsak ve bana azcık şarkı söylese
belleruche+macbookpro+billboardlar+ceviziçi+siyahkuruüzüm+oğlumoyunoynuyor
santa is a pirate →
herşey tamam da neden soldaki baygın görünüyor?... →
i want to be your super-hero
tumblr yazmaya çalışmak, yanlış yazıp sevinmek →
artık facebook bitsin
gözüm şişti
uykum da geldi zaten
bana emir verme, emir erin değilim senin!
sivil olmak vs. asker olmak
age of oynarken askerlerimiz olurdu, onları güzel barracklardan çıkartıp havalı silahlar verirdik ellerine. yeteri kadar çoğaldıklarında komşulara pislik yapmaya gönderirdik veya bi kenarda dururlar, saldıran varsa tepelemek için beklerlerdi. bi de siviller vardı tabi, çiftçi, demirci falan olurdu onlar da, habire öalışırlardı. neyse efendim, askerler sivillere karışmazdı, savaş çıkınca...